Yazı kategorisi: Genel, Tarih

Osman Gazi

Fahruddin (Dini yayan, Dininin övdüğü kişi) Osman Bey’in Kayı Boyu yani Oğuzların Bozok Kolunun Günhan soyuna ve Karakeçili aşiretine mensup olduğu bilinmektedir. Yıkılan Büyük Selçuklu Sonrası kurulan devletler; Kirman Selçukluları, Irak ve Horasan Selçukluları, Suriye Selçukluları ve Anadolu (Türkiye) Selçuklularıdır. Anadolu Selçukluları 1400 başlarına kadar varlığını sürdürdü, gerisi ortalama 1200 yılları civarı yıkılmıştır. Daha ayrıntılı bilgi için Anadolu Selçuklu yazımı okuyabilirsin. Moğollar Türkmen beylerini Anadolu’ya doğru sürünce Türkler Anadolu’nun batısına kadar dağılıyorlar. Bursa İznik civarlarından başlayarak aşağı doğru iniyorlar. Moğolların, Türkleri Anadolu’dan itmesiyle Türkmen beyleri ve Osmanlı’nın kökleri direkt Bizans topraklarına geliyor. Anadolu’da zaten Anadolu Selçuklu Devleti devam ediyor. Bizans o dönemde Türkleri pek umursamıyor. Bizans’ın o dönem ki valilerine Tekfur deniyor. Bizans’a bağlılar ama kendi topraklarının derdindeler. 1271’de Moğollara karşı bir başkaldırı oluyor ve Moğollar, Anadolu taraflarına bazı Moğol karakolları kuruyorlar. Bu Karakollar kuruldukça Türkmen beylikleri dağlık kesimlere ve Marmara Bölgesi’ne doğru sıkışmaya başlıyor. Şimdi o dönemki duruma bakarsanız Haçlı Seferleri diye bir şey duyulmuş ve Müslüman Türkleri bir araya getirmek içinde kullanabilecek en güzel kavram İslam dini ve gaza denilen yani Arapçada cihat, tam karşılığı gaza birliğidir. (“Gazan mübarek olsun” hikayesi oradan geliyor.) Gazaya katılan kişilere yaralansın yaralanmasın savaşta bulunduğu için Gazi deniyor. Bu yüzden de Orhan Gazi, Osman Gazi olarak geçiyor. Ertuğrul Gazi Bizans’tan bayağı toprak koparıyor çünkü Gazi unvanı olduğu için Türkmen beyleri onların etrafında toplanıp savaşa katılıyorlar. Bizans’ın o dönemki dertleri hem Macarlarla hem Habsburglar’la mücadele aynı zamanda Balkanlar’dan sıkıştırılıyor. Fener Rum Patrikhanesi Doğu Roma İstanbul içerisinde ama Vatikan Kilisesi Ortodokslar, Katolikler falan Bizans’ın yanında değiller. Osman Gazi’nin babası Ertuğrul Gazi Kayı Boyunun lideri. Ben Osmanlı’yı buradan başlatacağım Kayı Boyundan. Ertuğrul Gazi Söğüt (kışlak), Domaniç (yazlak) civarında yerleşiyor. Osman Gazi’nin babasıdır. Osman Gazi’nin ismi ile ilgili Ataman Bey diye bir söylenti gezse de ben Halil İnalcık’tan aldığım gibi, Osman Gazi olarak kullanacağım. Bizans valilerinin bazıları Türkiye Selçuklu sultanına vergi veriyorlar. Ertuğrul Bey bu ara çok kavga çıkartmaya çok sataşmaya yaklaşmıyor çünkü onlarla bölgede iyi geçinmenin faydasını görüyor. Osman Gazi de sonrasında yerine geçtiğinde babası gibi düşman edinmemeye özen gösteriyor. Lakin Osman Gazi ilk önce babasının izinden gitse de sonrasında İnegöl tekfuru ile bir sürtüşmeleri oluyor. Bu sebeple de İnegöl tekfuru ile atıştığı için Karacahisar Kalesini alıyor. Karacahisar Osmanlı’nın ilk ele geçirdiği yer olarak 1288 de Osmanlı topraklarına katılıyor.
Aşıkpaşazade Tarihi’nde Karacahisar’ın fethini şu şekilde belirtmekte:
“İmdi Sultan Alâaddin tahkik haber bildi kim Osman Gazi’nün üzerine kâfirler ğalebe (üstün) leşkerle (askerle) varmışlar ve karındaşı Sarı Yatı’yı şehid itmişler. Her kankı (hangi) kâfirun leşkeri vardısa bildürdiler. Sultan dahi eyitmiş kim: Ma’lum oldı kim Karacahisar teküri bizümle yağı (düşman) olmış didi ve hem o Kermiyanoğlı (Germiyanoğlu) o ğaribleri sevmezdi, ekseri o kâfirlerün haraketi anun ihtimalindendür. Ben hod bilürin didi. Emr itdi tiz leşker cem’ olınsun der kim ol kafirler bunun kibi haraket iderler veya ğayret-i İslam bizde yokmıdur? Leşkeri azim cem’ olundı. Hücum itdiler, Karaca Hisar’un üzerine düşdiler. İşitdi, Osman Gazi dahi keldi (geldi), oda bir tarafdan cenke meşkul (meşgul) oldı. Heman Sultan kim kitdi, Osman Ğazi dahi birkac kün (gün) sabritdi. Ahir hisarı yağma itdi, feth olundı. Tekürini (tekfurunu) dahi tutdı, ğazileri ğani itdi. Şehrün evlerini ğazilere ve ğayrıya virdi. Anı İslam şehri itdi.”
* (Moğollara o dönemde Tatar deniyordu)

Karacahisar
Karacahisar Feth


Osman Gazi döneminde Karacahisar fethinden hemen sonra Eskişehir’de Hamam yöresinde ilk pazarını kurdurmuştur. (Hamam Yolu)
Bölgede kurulan pazara gelen satıcılardan bac, haraç alınması istenmiştir.
Osman Gazi’nin emrini Aşıkpaşazade şöyle nakletmiştir:
“Çün kim imdi siz eyle dirsiz, her kişi kim bir yük getüre sata iki akça virsün ve her kim ki satmasa hiç nesne virmesün ve her kişi kim bu kanunumı boza Allah anun dinin ve dünyasını bozsun” ilk haraçta bu şekilde Osmanlıda başlamış ve gelişmiştir.


Şunu unutmayın, Osmanlı’nın daha çok kuşatma taktiğiyle ele geçirmesi söz konusu çünkü askeri gücümüz çok fazla değil yani yüzbinler değilsin. Üstün silah savaş tekniklerin yok, yani her asker çok değerli. Fatih Sultan Mehmet bile o kadar topla Konstantiniye’yi kuşatıyor ve kuşatmayı kaldırmıyor, sabrediyor. Ordunun itiraz etmesine, vezirlerin çıldırmasına rağmen kuşatma ile kalenin düşmesini sağlamaya çalışıyor. Anlıyoruz ki kuşatma var, sazanlık yok. Atlamıyoruz Pepe gibi. 1299’da Bilecik fethedilince Osmanlı Beyliği’nin merkezini Bilecik’e taşıyoruz. 1301 de Yenişehir fethediliyor. 1326 artık başkentimiz Bursa. Unutmayın başkentini olabildiğince ana su kaynaklarına ve dışarıdan gelen saldırılardan korunacak şekilde kurman lazım. Bursa’nın coğrafyasını biliyorsan düz bir alanın varsa, arkasında da düz dağ varsa, düzlüğü tarım alanı dağları da sur olarak kullanabilirsin. Aradaki kısmı da yerleşkeye ayırırsın ama sonradan gelişen nüfus cahillik yapar düz ovaya yerleşir, tarım yeri kalmaz.

Osman Gazi’yi çok engelleyen yoktu ama Ertuğrul Gazi’nin kardeşi Dündar Bey sürekli engelliyor ve biraz da Dündar Beyin peşinden gitmeye çalışanlar oluyordu. Dündar Bey’in karışıklık çıkarma olasılığı büyüyünce Osmanlı Hanedanı’nın ilk kanı o dönemde akıyor. Dündar Bey, Osmangazi tarafından bir meydanda okla vurulunca vefat ediyor.
Prof. Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı Büyük Osman Tarihi adlı eserinde:
“Ertuğrul Bey’in vefatından sonra idaresi altındaki müteaddid (birçok) aşiretlerden —ki bu aşiretlerin Ertuğrul’un idaresi altında toplanmalarının kendisinin uc beyi ve Oğuzların en şerefli boyu olan Kayılara mensup olmalarının da dahli vardır ibtida (ilk) kabiliyet ve cevvaliyeti sebebi ile kendisinin mensup olduğu Kayı aşireti Ertuğrul’un küçük oğlu Osman Bey’i intihap etti (seçti). Osman Bey babasının son demlerinde de ona vekâlet ediyormuş; fakat Ertuğrul’un kardeşi Dündar Bey de birliğe reis olmak istediğinden aralarında ihtilâf (anlaşmazlık) hâsıl oldu. Çünkü Kayı’dan başka aşiretler de yaşlı olan Dündar’ın reis olmasını muvafık (uygun) buluyorlardı; fakat Dündar, Osman’ın reisliği için temayül (eğilim) fazla olduğunu anlayınca amcası da Osman’ın baş olmasını muvafık buldu ise de daha sonra yeğeni aleyhine faaliyeti duyulduğundan katledildi (1298).”
Diye bahsetmiştir.
Prof. Dr. Halil İnalcık Osmanlı Tarihine Toplu Bir Bakış adlı makalesinde;
“Osman Gazi, beyliği ailenin öbür üyeleriyle birlikte idare eder görünüyor. Karacahisar subaşılığını (komutanlığını) kardeşi Gündüze vermişti. Önemli siyasi kararlarda amcası Dündar ile danışırdı. Osman güdülecek siyaset konusunda tartışmaya girdiği amcasını okla vurmuş, öldürmüş.”
Şeklinde Dündar Bey olayından söz etmektedir.
Neşri’nin belirttiği Dündar Bey’in kabrinin olduğu yer için bugün Köprühisar ile Çakırpınarı köyleri arasında olduğu düşünülmektedir. Ayrıca Dündar Bey’in bugün Söğüt’te Ertuğrul Gazi türbesinin bünyesinde de bir makam mezarı bulunmaktadır.
İznik önemli bir yerde aynı zamanda Bizans’ın başkenti. Osmanlı İznik’i kuşattığı zaman iş ciddileşiyor ve imparator 2000 askerden oluşan bir ordu yolluyor. Osman Gazi bu 2000 kişi önünde Koyunhisar Muharebesi zaferi ile büyük prestij kazanıyor. Osmanlı 1302’de kurulmuştur, Halil İnalcık böyle söylüyor. Osman Gazi’nin felsefesi “darulharp”ti. Osman Bey’in felsefesi “darulharp”, yıkmayalım fethedelim bir de içimize katıp Türkleştirelim demekti. Osmanlı’da birisi sana cizye ödemeyi kabul ettiyse yani boyun eğdiyse haraç ödüyorsa, vergi ödüyorsa Yahudi veya Hıristiyan olsun ne olursa olsun, canını alamazsın diyor. Burada Osman Bey’in bu davranışı Moğolların yaptığının tam tersi olduğu için halkın da hoşuna gidiyor. Geçtiği yeri yakıp yıkan, herkesi kesen bir Moğollar var. Osmanlı daha insanca davranarak adaletli şekilde ilerliyordu. Tabi ki Osmanlının da kılıcı keskindi ama sığınana da kapısı açıktı. Osmanlı için Avrupa’da ilerleme işin içerisine Vatikan ve papa girdikten sonra zorlaşacak. 1331 de Orhangazi babası Osman Gazi’nin yerine geçiyor. Burdan sonrası diğer yazımızın konusu olan Sultan Orhan Gazi’dir. Kısaca önemli bilgilerden bahsedecek olursam;
İbn. Battuta yazılarında Osman Bey’i Osmancık şeklinde belirtir.
Osman Gazi ilk Osmanlı parası olan bakır akçeyi bastırmıştır.
Osman Gazi ilk vergi uygulamasını yapmıştır. İlk vergi pazarcılardan alınan bac-ı bazar vergisidir. Bunu sistematik hale getiren Orhan Gazi’dir. ilk kez Hamam Yolu Eskişehir pazarında bu uygulamaya rastlanmaktadır.


Babası: Ertuğrul Gazi’dir
Annesi: Halime Hatun ( Hayme ana, Sungur Tekin, Gündoğdu Bey, Ertuğrul Gazi, Dündar Bey in annesidir yani Osman Gazi’nin babaannesidir. Osmanlı obasının Söğüt ve Domaniç’e yerleşmesiyle belli bir dönem devlet yönetimini eline alması ve devletin kuruluşunda hayati rol oynaması sebebiyle “Devlet Ana” olarak da anılmıştır. Vefat edince Domaniç ilçesine bağlı Çarşamba Köyü’ne gömülmüştür.)
*Dedesi Süleyman Şah(Kutalmış Oğlu Süleyman Şah ile karıştırılsa da Ertuğrul Gazi ve Kutalmış oğlu arasında 100 yaşı geçkin yaş farkı bu Süleyman Şah’ın başka bir kişi olabileceğini göstermektedir. Bazı kaynaklara göre Osman Gazi’nin dedesi Gündüz Alp’tir. Çünkü ilk oğlun adı Türk geleneğinde Dedesinin adı olabilmektedir.) büyükannesi Hayme Hatun (Süleyman Şah’ın eşi), Osman Gazi’nin babası Ertuğrul Gazi ve annesi Halime Hatun’dur.
Osman Gazi’nin doğumu; Söğut,1258?
Vefatı: Bursa, 1326’dır.
Hakimiyet sınırları: 16.000 km²
Osman Gazi’nin eşleri: Şeyh Edebali’nin kızı Rabia Bala Hatun ile karıştırılan Mal Hun’un babası Anadolu Selçuklu Veziri Ömer Abdülaziz Bey’dir. Vakfiyesinde adı Mal hun binti Ömer Bey olarak gösterilmiştir. Evlilik sebebi o dönem Ertuğrul Gazi’nin Anadolu Selçuklu Devletiyle arasını sıkı tutmak için olabilir. Bu bağlamda düşünürsek Osman Gazi’nin ilk evliliğinin devlet çıkarı için olabileceği sonucuna varabiliriz. Bu konuda kaynak az ve doğruluğu düşüktür. Osmanlı padişahlarının yabancı kadınları sarayda Müslümanlaştırarak evlenme geleneği Osman Gazi zamanı Osmanlı bünyesinde olmadığı için Mal hun Hatun’un Türkmen kızı Yörük bir Türk olduğu kesindir. Mal hun hatunun Oğlu Orhan, Osman Gazi’den sonra yönetime geçmiştir. Osman Gazi’nin severek evlendiği 2. evlilik olan Rabia Bala Hatun; Şeyh Edebali’nin kızı ve Şehzade Alaaddin’in annesidir. Kendisi Bacıyan-ı Rum un yöneticisiydi. Babası Ahi teşkilatı bünyesinde önemli bir şahsiyettir. Osman Gazi’nin de hocasıdır.

KRONOLOJİ
1281 – Ertuğrul Gazi’nin vefatı ve Osman Gazi’nin Bey olması
1284 – Ermeni Beli Savaşı ve Osman Gazi’nin yeğeni Bayhoca’nın şehâdeti
1285 – Kulacahisar Baskını / Kuluca Hisar’ın fethi Osman Gazi’nin ilk askeri başarısıdır.)
1286 – Domaniç/İkizce Savaşı ve Osman Gazi’nin ağabeyi Saru Batu Savcı Bey’in şehâdeti, (İnegöl ve Karacahisar valilerine karşı yapılmış bir savaştır ve savaşı Osman Gazi kazanmıştır.)
1288 – Karacahisar Kalesi’nin Fethi
1289 Selçuklu hükümdarı Alaeddin Keykubat yaptığı hizmetlerden dolayı Eskişehir ve İnönü bölgesini Osman Gazi’ye armağan etmiştir.
1299 – Bilecik, Yarhisar ve İnegöl Kaleleri’nin fethi, Osman Gazi adına hutbe okunması, Osman Gazi’nin bağımsızlığını ilan etmesi.
1300 – Yenişehir’in kurulması, Yundhisar ve Yenişehir Kaleleri’nin fethi.
1301 – Köprühisar Fethi ve İznik ablukasının başlaması ve Dündar Bey’in katli,
1302 – Bafeus (Koyunhisar) Savaşı, Kirmasti, Mıhalıç ve Ulubat’ın fethi.
1303 – Dimboz/Dimbos Savaşı ve Bursa,İznik ablukasının başlaması
1306 Kestel, Kete ve Ulubat kaleleri’nin fethi ve Dinboz Zaferinin kazanılması.
1304 – Osman Gazi’nin Güney Sakarya (Lefke, Mekece, Akhisar (Pamukova), Geyve) Seferi ve Köse Mihal’in müslüman oluşu
1305 – Orhan Gazi’nin Güney Sakarya (Karaçepüş ve Karatekin) Seferi
1305-23 – Akçakoca ve Konur Alp Akınları
1324 – Osman Gazi’nin vefatı

*Savaşlar ayrı bir yazıda işlenecektir.

Osman Gazi عثمان باک (Osmanlı Türkçesi)

Osman Gazi

Şeyh Edebalı Türbesi Bilecik

kayi-boyu-iyi.

Kayı Bayrağı

Yazı kategorisi: Genel, Tarih

ABD Marshall Planı

II. Dünya Savaşı sonrası ABD ile Sovyetler Birliği arasında kurulan iş birliği ortamı bozuldu. Avrupa devletleri  ABD ile Sovyetler Birliği ikilisinden birine sırtını dayamalıydı çünkü ekonomisi zayıflıyordu. Avrupaya Sovyetler sahip çıkmamalıydı eğer çıkarsa ABD büyük bir ekonomik kriz yaşayacaktı.En önemlisi yalnız kalacaktı. ABD, Avrupa’nın “Kızıl Tehlike”diye adlandırdığı  Sovyetlerin yayılmaması için Avrupa’yı maddi ve manevi olarak güçlendirmeliydi ama bu güçlendirme kendi kimliğini gölgelemeyecek şekilde ayarlanmalıydı. Nihai amaçları iplerini tuttukları bir Avrupa Birleşik Devletleri kurmaktı. Dışişleri Bakanı George Marshall Dünyada istikrar sağlanmadan ve bazı dış ülkeler kendi kendilerine ekonomik olarak yeterli hale gelmeden, ABD için uzun süreli bir barış ve refah söz konusu olamaz düşüncesindeydi ve bunun üzerine 1948-1951 yılları arasında antikomünist hedefleri olan bir ekonomik yardım paketi yayınladı. Bu pakette ekonomik yardım diye kendi ürettiği GDO’lu Altın pirinç, Margarin, Jeans’ler de vardı. Bir nevi kendi kültürünü yayarken bunu ticarete dökmeyi düşünüyordu. Bu yardım yapılmasaydı muhtemelen Sovyetler benzeri bir plan oluşturacaklardı çünkü gayeleri aynıydı. Kendi saflarına kurban çekmekti.İyi veya kötü oldu diyemeyiz.İyi yönleri de var mesela tüm ekonomileri ortalama  %300 büyüttü.Avrupada ticareti canlandırdı ama kötü yanları da vardı.Bu canlandırma tüm ülkelere pahalıya patladı.Silah sattı kodunu vermedi.İstediği savaşta kullandırdı.Uçak sattı yine kendi verdiği parayı kendinden alışveriş yaptırarak kazandı. Bu yardımdan akıllı olan ve az çok amacı tahmin edebilen ülkeler fayda gördü,buna Fransa örnektir.

Batı Avrupa Marshall Planını Amerikan emperyalizminin Avrupa’da yayılması için kullanılan bir araç olduğunun farkındaydı ama bu yardıma ihtiyacı vardı. Planın uygulamaya girmesinin ardından seçilen Avrupa ülkelerinin istediği meblağı Amerikalı bilimciler kendi çıkarlarına uydurarak ortalama %12 azaltıp gönderdi. Marshall Planı çerçevesinde, ABD, katılımcı ülkelere 13 milyar dolar civarında yardım yapmıştır. Avrupa’daki tüm yatırımlarındaki artış %1400 olarak gerçekleşmiştir. ABD, tek bir ortak pazar kurmanın yararlarına inanmış, kendisiyle işbirliğine açık ve sadık bir Avrupa yaratmıştı. Her şey kağıt üstünde iyi ve gelişmekteydi fakat gerçekte işin aslı böyle değildi. Örneğin Türkiye, ABD’nin plana almadığı 2. Dünya savaşına girmedin zarar görmedin plana dahil olamazsın düşüncesinde olduğu bir devletti. Türkiye kendi çabasıyla bu hataya ortak olmuştur. 184 milyon dolar verildi ama Türkiye bu paranın nereye kullanılacağına karar veremiyordu. ABD, Türkiye’ye tek bir şart sunmaktaydı. Ne olursa olsun verdiği paranın nereye gideceğini ABD belirleyecekti. Marshall yardım kolileriyle Türkiye’ye hiç tarihi geçmeyen teneke kutularda içerik bilgisi olmayan süt tozu verildi. Bu süt tozları basın önünde öğretmenler sınıfta bakır güğüm içinde hazırlanan süt tozunu öğrencilere içirdi.(fotoğraf 1)

ABD doymadı. Kendisine muhtaç ettiği tüm ülkelere algı yarattı. Marshall yardımı sayesinde kendini kahraman olarak gösterdi. Türkiye’den buna örnek genç beyinlerin aklına sokulan kardeş,kahraman ABD algısı yaratmak için ABD’li bilimciler okullarda incelemeler yaptı. Türkiye’ye soktukları margarini satmak ve kendilerini dost göstermek için, 1,2,3’ler yaşasın Türk’ler. 4,5,6 Polonya battı. 7,8,9 Rus’lar domuz.10,11,12 Britanya tilki.13,14,15 ABD kardeş. Tekerlemesi ve zeytinyağı yenilmesin diye margarinlerini satabilmek için kurdukları UNİLEVER şirketinin Vita teneke margarinlerini ünlü etme amaçlı “Zeytin yağlı yiyemem ama Basma fistan giyemem ama” şarkısı reklamlarda Türkiye’ye aşılandı.Yerli üretim basma yerine Marshall kolilerinde gelen Amerikan kumaşı(Jeans) reklam yapıldı. Türkiye’de uçak üretimine Marshall sonrası son verildi çünkü ABD yardımları gittiği yerlere gelişme götürmüyordu.Asıl amaç alttan alttan ülkeleri eline almaktı.Köy enstitüleri kapatıldı.Köy enstitü hocaları hain ilan edildi. Darbe tehlikesiyle suçlandı. Sonuç yine ABD Marshall yardımıyla verdiği doları kendisi alarak karşılığında Türkiye’ye eski model traktörlerini verdi. Köylü cahilleşti. Shekespeare okutulan istikbali yüksek olan köylüler,ABD’nin gönderdiği bilim insanlarınca kötülendi kapatıldı. Yetmedi tekrar Marshall’ı dayanak gösterip ABD incirlik üssünü kurdu. Yani yine Marshall planı ABD’yi kurtardı. Kendi bünyesine yeni üstler kattı ve kanseri yardım kolilerinle dünyaya dağıttı. BAYER angolasakson ailenin kurduğu bu şirket kanser ilacı üretti,sattı. Heroin’i Türkiye’ye soktu.(Fotoğraf 2)Üstü kapalı şekilde enerji verir HERO(kahraman) yapar diyerek ilaç olarak lanse ettiği eroini Marshall yardımıyla ülkelere sattı.Kısaca ABD kimseye yardım etmedi.Kendi emperyalizmini ülkelere aşıladı.

Mustafa BAHAR

FOTOĞRAF 1:   

Süt tozu ile zehirlenen nesiller - Fikriyat Gazetesi

FOTOĞRAF 2:

Heroin was a trademarked medicine by the Bayer company in the ...

KAYNAK: https://doi.org/10.1501/SBFder_0000001907 https://www.academia.edu/4103377/Marshall_Plan%C4%B1_Truman_Doktrini_ve_Ekonomi_Politik_%C4%B0ncelemesihttps://www.academia.edu/33468790/MARSHALL_PLANIhttp://tez.sdu.edu.tr/Tezler/TS02125.pdfhttp://kaynakca.hacettepe.edu.tr/eser/1775986/turkiye-abd-iliskilerinde-truman-doktrini-ve-marshall-planihttps://en.wikipedia.org/wiki/Heroinhttps://www.fikriyat.com/fikriyat-ozel/2018/05/22/sut-tozu-ile-zehirlenen-nesillerhttps://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/yilmaz-ozdil/sut-tozu-1083366/